
Okullarımızın işleyişinde mevzuatın uygulanması, hakkaniyetli yöneticilik konularında sorunlar yaşandığını biliyoruz. Bu sorunlar tabi ki de öğretmenlerimizi mağdur ediyor.
Mağdur öğretmenlerimiz, haklarını aramaya kalksalar, karşılarındanken çok kendisinin cezalandırılacağını bildikleri için susuyorlar genellikle.
Peki hakkını aramak isteyenler?
Okul Devlet kurumudur ve işler resmiyete göre ilerler. Öğretmenin bir mağduriyeti varsa mağduriyetini dile getiren bir dilekçe hazırlar. Hiyerarşiyi izleyerek dilekçesini verir.
Şimdi ilgili makam kendisine dilekçe verilince bilindiği üzere dilekçeyi yasal süreç içinde cevaplamak zorundadır. Peki verilecek cevap yok ise ne olur? Yani dilekçe ilgili makam tarafından kayıt edildiğinde işler karışıyooooor.
Ama şöyle bir durum var. Eğer dilekçe olmazsa verilecek cevap olmaz. Dolayısıyla idare yasal anlamda bir sıkıntı içerisine girmez. O zaman dilekçe idareye gelmemeli, yolu kesilmeli.
Dilekçenin yolu nasıl kesilecek? İkna odaları ile.
Elinde dilekçe gördüğümüz arkadaşlarımızı bir şekilde oyalıyoruz. Bu süreçte neler yapabileceğimizi planlıyoruz sonra bir odaya davet ediyoruz.
Dertlerini dinliyoruz, haberimiz yok gibi yapıyoruz. Hatta “vah vah, tüh tüh” diyoruz. Hemen bir şeyler yapıp mutlaka düzelteceğimizi söylüyoruz. En az onlar kadar mağduriyet dile getiriyoruz.
Vallahi insan utanır böyle davrananlara dilekçe vermeye. Tabi Devlet makamına güveni olan öğretmenim vazgeçiyor dilekçesini vermekten.
Düşünsenize birkaç idareci sizin sorununuz için nasıl uğraşıyor. Nasıl inanmazsınız?
Evet bu durumdayız maalesef. Odadan çıkınca da ya değişen bir şey olmuyor ya da değişimin fragmanını oynuyorlar. Sonra aynen devam ediyorlar.
Hatta şunu da diyeyim bir de mağdur öğretmene kendisini mağdur edenden özür dilemesini söylüyorsunuz. Bu kadar da olmaz Sayın ilgililer! Bu kadar da olmaz. Nasıl böyle bir şey isterseniz? Zaliminiz incinmiş mi yoksa?
Zalimler incinmez, zalimler kırılmaz, zalimler durmaz! Zalimler sadece yapacaklarına ara verirler.
O odadaki konuyu sadece odadakiler bilmiyor oysa. Bilenler ve susanlar var. Bir de Eğitim Gücü Sendikası var. İşte dananın kuyruğu burada kopuyor.
O odadakileri ikna edebilirsiniz ama Eğitim Gücü Sendikasını asla. Hadi bizim dilekçe hakkımızı da engelleyin, hadi bizi de ikna edin.
Mobbing günlüğümüz gerçek hayat hikayelerinden uyarlanmıştır. Dolayısıyla mağduru, şahiti, delili de vardır. Bir gün bir dilekçeye ek olarak bir yolculuğa çıkar belki. Kim bilir?
Haftaya farklı bir mobbing çeşitinde görüşmek üzere. Huzurla kalın.” dedi

Genel Başkanımız Oğuz Özat Hakkındaki Mesnetsiz İddialara İlişkin Basın Açıklaması
Basın Açıklamaları // 24 Şubat 2026 Salı
Denizli Milli Eğitimde Usulsüz Lojman Mı Tahsis Edildi?
Basın Açıklamaları // 4 Şubat 2026 Çarşamba
Denizli'de Okullar Kaosa Mı Sürükleniyor?
Basın Açıklamaları // 24 Ocak 2026 Cumartesi
Ebabiller Hâlâ Var!
Basın Açıklamaları // 22 Ocak 2026 Perşembe
Kurtarıcı Maskeli Kuşatmalar İçinde Sendikal Biat Kültürü Ve Bireyin Direnişi
Basın Açıklamaları // 7 Ocak 2026 Çarşamba
Genel Başkanımız Oğuz Özat: Sözde Zam Var, Refah Yok! Kamu Çalışanı Geçinemiyor
Basın Açıklamaları // 5 Ocak 2026 Pazartesi
Herkes İçin Eşit Haklar,toplumun Her Alanında Engelsiz Yaşam!
Basın Açıklamaları // 3 Aralık 2025 Çarşamba
Başka Açıklaması Olamaz; Sizi De Üfürdüler: Okula Gelen Gizemli Kişi
Basın Açıklamaları // 28 Kasım 2025 Cuma
Denizli'de Bu Yıl Öğretmenler Günü Kutlanmamalı!
Basın Açıklamaları // 25 Kasım 2025 Salı
Makamların Gölgesindeki Çaresizlik Ve Duruşun Kıymeti
Basın Açıklamaları // 20 Kasım 2025 Perşembe